Kapı açıldığında Kerem karşısında duran kadına baktı. Adı Zeynep’ti. Çantasını indirmeden konuştu:
“İçeri girmeden bir şey söyleyeceğim. Bu gece sadece oturup bakışmayacağız. Ya dışarı çıkıp bir şeyler yeriz, ya da ben şimdi dönerim. Paramı da alma, senin kararın.”
Kerem şaşırdı. “Neden?” Zeynep omuz silkti. “Çünkü son üç gündür herkes aynı şeyi istiyor. Ben bugün farklı bir şey yapmak istiyorum. Kabul etmezsen sorun değil.”
Kerem bir süre sessiz kaldı. Sonra “Tamam” dedi. “Çıkalım.”
Marina’nın arkasındaki küçük bir lokantaya girdiler. Zeynep menüyü açmadan “Balık + salata” dedi. Kerem de aynı şeyi söyledi. Yemek boyunca Zeynep konuştu: Bodrum’a nasıl geldiğini, kışın ne yaptığını, bu işi ne kadar süre daha yapacağını bilmediğini. Kerem dinledi. Ara sıra soru sordu. Zeynep her seferinde net cevap verdi, fazla detaya inmedi.
Yemek bitince Zeynep peçeteyi katladı. “Şimdi ne olacak?” Kerem “Bilmiyorum” dedi. Zeynep gülümsedi. “O zaman yürüyelim. Sonra sen karar verirsın.”
Sahil boyunca yürüdüler. Zeynep ara sıra durup denize bakıyordu. Konuşma azaldı ama rahatsız edici değildi. Bir saat sonra Zeynep durdu.
“Ben dönüyorum. Sen istersen oteline git, istersen kal. Benim için fark etmez.”
Kerem “Birlikte döneriz” dedi. Zeynep başını salladı.
Otelin önünde Zeynep çantasını omzuna aldı. “Bugün koşullu kabul ettim. Yarın yine yazarsan… belki koşulsuz gelirim. Belki de hiç gelmem.”
Arkasını döndü ve yürüdü. Kerem bir süre onu izledi. Telefonunu çıkardı, rehbere yeni bir isim ekledi: Bodrum Escort – Zeynep.
O gece ne klasik bir randevu oldu ne de iptal. Sadece bir kadın “ya böyle ya hiç” dedi ve Kerem de “böyle” demeyi seçti. Ve bu, o yaz en net hatırladığı şey oldu.
Kerem kapıyı açtığında kadını görünce bir an geri çekildi. Adı Melis’ti. İçeri girmesine izin verdi…